Birisi dönerci açar, hemen yanına başkası açar, yahu sende başka bir iş kolu aç! Olur mu? O yapıyorsa bende yaparım, sonra mı ikisi de iflas….
Komşusu iyi bir araba alır, daha adamcağız, evinin önüne getirmeden hemen gider diğer komşusuda alır. Yahu adam sende başka bişey yapsana!! Olur mu? O yaptıysa veya aldıysa bende alırım!!
Tamam; bunlara alıştıkta ta, şehri kalkındıracak, demografik yapısını değiştirecek, üretim yapacak, inovasyon, AR-Ge üretecek, şehri tanıtacak KSÜ’den ne istiyoruz? Bir bakıyorsunuz; milyonluk yolsuzluk dedikodusu, bir bakıyorsunuz, ölüm oranları yüksek, bir bakıyorsunuz şu olmuş, bir bakıyorsunuz bu olmuş, birde yaygın ve genel bir inanış olan, ateş olmayan yerden duman çıkmaz felsefesi getirdiğiniz zaman hoppp size oldu bal gibi sorun!!! Peki gerçekten durum böyle mi?
Biraz araştırma yapılınca durumun böyle olmadığı ortaya çıkıyor. Nasıl mı? Türkiye de, birileri kabul etse de etmese de, hukuk devleti, hele hele Sayıştay denetimine tabi bir yerde, hesapta 1 kuruş eksik para çıkacak, yöresel tabir ile adamın gözünü oyarlar. Kaldı ki, milyonluk bir vurgun. Türk adaleti yarına bırakır ama yanına bırakmaz kimsenin!!!
Ölüm oranları mevzusuna gelince, biliyorsunuz Tıp Fakültesi hastanesi, artık son çare yani yapılamayacak bir şeyi olan hastaların geldiği yer… (hasta veya ameliyat olacaklar için) burada yaşanan ölümler haliyle son çare olduğu için takdiri ilahi durumuna geçiyor. Sabahleyin gazeteyi veya siteyi bir açıyorsun, KSÜ’de ölüm oranları yükseliyor. Şark kurnazı efendiler niye doğrusunu yazmıyorsunuz? Desenize tüm müdahalelere rağmen, tüm imkanlara rağmen kurtarılamadı diye
Bakın değerli okuyanlar, ben kimseye sövmeden, kimseye birşey demeden, sadece laf ile bir sürü algı yapabilirim!!! Nasıl mı? KSÜ’de neler oluyor? Bu başlık bile başlı başına her yere çekilebilir. İyi mi oluyor, kötü mü oluyor? Kimse bilmez. İşte algı budur. Her yazılan her çizilen doğru değildir. Algı tuzağına düşmemek gerekiyor
Peki neden bu kadar yazılıp çiziliyor? İşte burası can alıcı bir neden! Bir kere bizde çekememizlik var dedim ya. İlla bizi itecek ve kakacak birisi olmalı. Bizden olursa eleştiririz? Döveriz, söveriz. Nasıl mı olacak? 28 Şubat rektörleri gibi olacak? Ablalarımız içeriye giremeyecek. Muhafazakar bir memlekette usulsuz davranışlar olacak, hak adalet olmayacak, bizim bu memleketin anlı şanlı kalem erbabları da yazı yazacak. Şırınga ile kan alırlar!!!! Neyi yazacak. Padişahım çok yaşa diyecek!!!!
Ama Rektör Prof. Dr. Niyazi Can, sabah evinden çıkıp, bir mahalleye uğradığı zaman, “Merhaba Ayşe Teyze” diyorsa bize göre (bazı gazetecilere göre) olmaz. Niye olmaz, çünkü itip kakmaya alıştığımız için bünyemize ters geliyor. Nasıl Ayşe teyze deer. Hemen yazalım…. Ne yazalım merhaba dedi, kadına ne desin! olur mu? Rektör’den büyük ayıp kadın haklarını hiçe sayarak yaşlı bir kadına teyze dedi. Yahu adam bizden beyler bizden. Kendinize gelin.
Tabi siz bilmezsiniz, şu eleştirmeye kor gibi yürek gerektiren rektörler vardı ya onların dönemlerinde (KSÜ) Adana Balcalı Hastanesine gidip sıra beklemediğiniz için buranın değerini bilmezsiniz. Siz; aha öldü, aha şimdi ölecek denilen bir yakınınızı vasıta bulamadığınız için otobüs ile Ankara’ya tefeciden para alıp götürmediğiniz için bilmezsiniz! Siz çocuğu olmadığı için 20 yıl parkta çocukları izleyen analların burada (KSÜ)’de nasıl çocuk sahibi olduğunu bilmezsiniz! Siz; başka şehirlerde sizi deyim yerindeyse insan yerine koymayan ama burada size açıklama yapan güler yüzlü personelin sizinle ilgilenmesini bilmezsiniz!! Siz anca bir yakını bir şey olmayınca yazmayı, istediği olunca da övmeyi bilirsiniz!!!! Yalnızca insan olsanız bile yeter
Not: Sayın Rektör Niyazi Can benim akrabam değil, organik veya inorganik bağım yok. Ama hizmetlerini gören bir birey olarak yazıyorum. Eleştirilicek bir yeri olursa da, yine ilk ben yazarım
Not 2: bahsi geçen yazarlar kendi üstlerine alınmasın, ben sadece olanı yazmak istedim. Onun dışında kimse ile bir çekişmem veya onun beyaz dediğine benim kara diyeceğim bir çekişme ortamım yok